Hiç düşündünüz mü, Kadıköy’ün sokaklarını dolaşırken neden içiniz birdenbire hafifliyor, ufak tatlı pastanelerle bitişik ikinci el kitapçılardan yayılan eski kağıt kokuları burnunuzun direğini sızlatıyor? Bence bunda semtin bohem ruhunun, taş binalardaki yıpranmış parkelerin ve kafelerdeki rastgele ama bir o kadar karizmatik sandalyelerin etkisi büyük. Ben neredeyse on beş yıldır İstanbul’da, Kadıköy’ün tam da o arka sokaklarında farklı mekanlarda iç mimari projeler yaptım, bitirdiğim her işten sonra yeni bir şey öğrendim. Şimdi sizinle Kadıköy Bohem Sokak Stilini, mekanlardaki o eşsiz karışıklıkta yaratıcı bir düzen kurmayı ve birkaç püf noktasını paylaşmak istiyorum. Hazırsanız sıcak bir çay alın, şöyle sokaktaymış gibi kokusunu duyun ve beraber bu yolculuğa çıkalım.
Bohem Sokak Ruhunu Evinize Nasıl Taşırsınız
Neden Bohem stil bu kadar çekici geliyor hepimize? Bence bu stilde her şeyden biraz olması, birbirine hiç benzemeyen sandalyelerin bir sofrada buluşması, bir duvarda eski bir aile fotoğrafı hemen yanında ise el yapımı bir makrome bulunması insanı hem şaşırtıyor hem de rahatlatıyor. Mekanlar, kişisel bir hikaye gibi nefes alıyor.
Bir defa Moda’da bir dairenin salonunu elden geçirirken, duvarların rengine karar vermekte çok zorlanmıştık. Açık mavi mi, hafif pembemsi mı, yoksa eski limon sarısı mı? Düşünün: Sonunda, her duvarı farklı boya ile boyadık. Bu kadar cesur bir karar. Boya kururken, inşaat ustası bana “İçiniz rahat mı, karışık olmadı mı usta?” diye sordu. Gülümsedim. Çünkü esas mesele orada zaten, karışık ama düzenli olması, biraz plansızlık ama içinde organik bir huzur barındırması. Kadıköy sokaklarında gezince de, aynısını hissedersiniz. Hiçbir dükkan bir diğerinin kopyası değildir. Her biri özgün.
Malzemelere gelirsek. Bohem sokak stilinde öyle pırıl pırıl, çiziksiz yüzeyler aramayın. Bazen ahşap masanın üstünde bir kahve yanığı leke ile karşılaşıyorsunuz. Ahşabın dokusunu elinizle hissetmek bambaşka. Hafif eski, hatta bazen kabarmış parke, bir obje olarak oldukça değerli. Metro seramiklerde duvar döşemeleri bile tercih edebilirseniz, birkaç karoyu farklı renk ve modellerde seçin. Harmoni yaratmak için değil, sanki sokaktan tesadüfen gelmiş gibi. Elbette bitkiler, onları da unutmayın. Kadıköy’de en sıradan pencere önünde bile sarkan sarmaşıklar, leylaklar bulunur. Evinizin bir köşesine minik bir kaktüs, bir başka tarafa da büyükçe bir yelken çiçeği koyun. Yaşam enerjisini tekstil ve bitkilerle çoğaltıyoruz.
İstanbul’da eski bir apartmanda çalışırken, kalın duvarların arasından gelen inşaat sesleriyle odaları bölümlere ayırıyordum. Matkap sesi, fırça cızırtısı ve bazen pencereden giren martı sesleri ortamı bambaşka kılıyordu. Bir köşeye el dokuması bir kirkit kilim serdik mi? Anında boş oda sıcak bir atmosfere bürünüveriyor. Siz de evinizde döşeme üstüne bir eski kilim atarak başlayabilirsiniz.
Yaratıcı Kombinler ve Sürpriz Detaylar
Neden yaratıcı olmak önemli? Çünkü bohem stillerde tek bir kalıp yok. Bir keresinde bir arkadaşımın Caferağa’daki yeni kiraladığı minik evinde, eski bavulları komodin olarak kullanmıştık. İçine kitap yığmış, üstüne de masa lambası koymuştuk. Hem fonksiyonel hem dekoratif. Sizce böyle bir şey denemek ister miydiniz?
Duvarlarda sizlere bir önerim: Aynalı duvar kolajları. Eski, küçük aynaları pazardan toplayın, duvarınızda mozaik gibi yerleştirin. Her biri farklı hikaye taşır ve ışığı odaya eğlenceli şekilde dağıtır. Hatta, hayalini kurduğunuz bir ülkenin haritasını çerçeveleyin ve salonunuzda bir köşeye yerleştirin. Mekanınıza seyahat hissini sindirin. Ayrıca, duvar çivilerinden çekinmeyin. Renkli kumaşlar, ucuz küçük raflar ya da farklı boyutlarda tablolar ile duvarları döşeyin. Bohem stilin en büyük sırrı, asla ölçülü olmak zorunda olmaması.
Koltuklarda bordo-krem arası tonlar, minderlerde ise canlı renk tercih edebilirsiniz. Bir keresinde bir müşterim, kendisine babasından kalan sarı bir sandalyeyi salonda kullanmak istemişti. Yanına nil yeşili eski bir lamba ekleyince o köşe herkesin favorisi oldu. Demek istediğim; anılarınız, eski eşyalarınız ve yolculuklarınızdan getirdiğiniz objeler burada başrolü üstleniyor.
Duyuları harekete geçirmek şart. Bir odaya girdiğinizde duvarlardaki hafif rutubet kokusu, yere oturunca halının dokusu, raftaki kitapların ciltlenmiş kağıt kokusu, kendinizi geçmişin ve bugünün tam ortasında hissettirecektir. Bohem sokak stilinde bütün bunlar çok kıymetli. Mutfakta örneğin, tezgah üstüne el oyması tahta kaseler yerleştirirseniz, o eski pazardan alınmış gibi duran cam şişelere zeytinyağı koyarsanız, küçük detaylarla büyük atmosfer yaratabilirsiniz.
Perde konusunda ise hiç acele etmeyin, illa takım almak gerekmiyor. Kadıköy’de kimi zaman eski bir masa örtüsü perde olur. İsterseniz geometrik desenli, isterseniz düz keten kullanın, bence burada önemli olan hissettirdiği sıcaklık ve dokunun eve kattığı samimiyet.
Bu stilde en sevdiğim şey, her yaptığınız eklemeyle mekanda hemen bir değişiklik hissedilmesi. Mesela, sadece bir halı değiştirmek bile evin tüm enerjisini yenileyebiliyor. Bazen bir köşeye asılan düzensiz bir boncuk perde, odadaki bütün havayı değiştirebiliyor. Bir keresinde, orijinal olarak gösterişli olmasını istediğimiz bir salonun köşesine oyuncak bir piyano koymuştum. Oda hem çocuklara hem büyüklere farklı tatlar sundu.
Tüm bu önerilerimi uyguladığınızda, mekanınız hem konforlu hem özgür hissedecek. Kendi kişisel yolculuğunuzu evinizin her köşesinde yaşatırsınız.
Peki siz hiç bohem sokak stilinde bir mekan deneyimlediniz mi, ya da kendi evinizde hangi yaratıcı dokunuşları yaptınız? Yorumlarda en ilginç ve ilham verici örneklerinizi bekliyorum.