Hiç düşündünüz mü, Kadıköy’ün ara sokaklarından geçerken sizi durup bakmaya zorlayan, enerjik ve hayat dolu o duvar resimleri evinizin havasını değiştirebilir mi? Yıllarca İstanbul’un farklı köşelerinde, bazen tuğla tozları içerisinde, bazen sabahın erken saatlerinde kahveyle ayılmaya çalışırken düşünmüşümdür bunu. Yani, şehir sanatlarının sıcak renklerini, beklenmedik dokuları ve yaşanmışlığını evlerimize nasıl taşıyabiliriz?
Kadıköy Sokaklarından Yansıyan Renkler ve Desenler
Bence, Kadıköy’ü özel yapan sadece iyi kahvecileri, vintage dükkanları değil; aynı zamanda mahalle aralarında, en beklenmedik anda karşılaşılan canlı renklerle dolu duvarlar. Kimi zaman kırmızıyla turuncunun öpüştüğü bir graffiti, kimi zaman maviyle yeşilin dans ettiği eski bir kapı. Bu renklerin bir sırrı yok mu sizce de? Her biri şehre, orada yaşayanlara ait bir ruhu gösteriyor sanki.
Geçen sene Moda’da restore ettiğim küçük bir apartman dairesi geldi aklıma. Dairenin sahibi çok genç bir çiftti ve resmen “Kadıköy’ü evimize taşımak istiyoruz” dediler. Yani duvarlara, kumaşlara ve hatta mobilyalara özgür ve enerjik bir stil yansıtmamız gerekiyordu. Onların istekleriyle, ben de sokak sanatının o samimi havasını içeriye taşımaya çalıştım. Önce zeminle başladık. Halı seçiminde renkli dokular, seramikte ise terrazzo parçalarını kullandık. Normalde insanlar nötr tonlarla başlar, ama bizim tercihlerimiz baştan cesurdu. Salonun bir duvarında, pastel mavi ve mercan tonlarında geometrik formlar boyadık. Boya rulosunun duvarda çıkardığı hafif hışırtı, ilk kırmızı dokunuşta hissettiğimiz heyecan derken, sonunda gerçek Kadıköy enerjisi ortaya çıktı.
Renk seçimini yaparken bana sorarsanız korkak davranmamak lazım. Özellikle sarı, turuncu, çivit mavisi, leylak gibi tonlar Kadıköy’ün duvarlarında sık rastlanan renkler ve eve sıcak bir atmosfer kazandırıyor. Küçük alanlarda bile canlı renkleri kullanmak mümkün elbette. Mesela, geniş bir duvarınız yoksa, elektrik prizlerinin çevresini bile boyayabilir, hatta minik çerçevelerle açıklı koyulu renk paslaşmaları oluşturabilirsiniz. Duvarda bir graffitiye benzeyen el yapımı bir tablo asmak ya da renkli minderlerle koltukları canlandırmak kolayca evinizin havasını değiştirir. Siz olsanız hangi rengi seçerdiniz merak ediyorum?
Bazı dokular ise kendini sadece göze değil, dokunuşa da hissettirir. Bir duvarı tamamen renkli sıva ile kaplamak cesaret ister. Elinizi sürdüğünüzde hafif pütürlü bir doku, şehrin eski binalarından kopup gelmiş gibi gelir insana. Ahşap mobilyalarda patine efektleri, yani o hafif kullanılmışlık hissini yansıtan cilalar, bence çok Kadıköy ruhuna uygun. Elinizle çekmeceye dokunduğunuzda, hafif bir çatlak hissini bilirsiniz ya, işte o da işin bir parçası.
Malzeme ve Aksesuar Seçiminde Sokaklardan İlham Almak
Neden iç mekanda kullandığınız basit bir sehpa, duvarda rastladığınız bir mozaik gibi olmasın? Malzeme seçerken benim için doku ve samimiyet önemli. Örneğin geçen ay Bahariye’de bir kafede çalışırken, paletten yapılmış masaların üzerindeki el yapımı seramik bardak altlıkları dikkatimi çekmişti. Dedim ki neden ben de yeni bir projede benzer aksesuarları kullanmayayım? Nitekim, bir müşterimin mutfağında tamamen sokak sanatından ilhamla, minik seramiklerin birleştiği renkli bir tezgah sınırı yaptık. Çalışma bittiğinde, derzlerin arasındaki o hafif pütürlü zemin, insanı hemen bir Kadıköy sokağına götürüyordu. Çok hoş değil mi?
Aksesuarlar konusunda da kesin bir kuralım yok açıkçası. Metal kutular, eski tip reklam tabelaları, renklendirilmiş cam şişeler; bunların hepsi mekana eğlenceli ve yaratıcı bir hava katıyor. Geçenlerde bir evde, kullanmadığımız eski bir bisikletin tekerini duvara asıp, içine LED aydınlatma döşedik. Geceleri hafif loş bir ışık yayıyor, gün ışığında ise bisikletin öyküsü mekana sızıyor. Bu tarz beklenmedik parçalar işin tadı tuzu. Sizce evde kullanılmayan objelerle böyle sıra dışı bir çözüm üretmek ister miydiniz?
Bir başka detay ise kumaşlar. Sokak sanatının en dikkat çeken özelliklerinden biri hareket ve desen. Kırlentlerde, perdelerde, hatta ufak koltuklarda bile zigzaglar, dalgalar, hatta soyut portreler kullanılabilir. Kadıköy’deki mural sanatçılarının desenlerini anımsatan kırlentler veya küçük halılar evde bambaşka bir etki yapıyor, emin olun. Özellikle çok ışıklı mekanlarda renkli aksesuarlar canlılığı tam anlamıyla ortaya çıkarıyor.
İnşaat esnasında matkap seslerinin arasında bir mola verirken bazen o karmaşanın aslında sokak sanatının yaratıcı kaosu ile benzeştiğini düşünüyorum. Eliniz tozlu, ortam biraz dağınık, ama ortaya çıkan şey sıcaklık ve özgünlük… Bence esas olan, evinizde bir tema oluşturmak yerine, içinizden gelen renkleri, objeleri bir araya getirerek kendinize özel bir bütünlük yakalamak. Çünkü Kadıköy sokak sanatı da asla tek bir tarza bağlı kalmaz.
Şunu unutmayın ki duvarlarda gördüğünüz o rengarenk desenler ve katmanlar, kendiliğinden oluşur, doğallığı ile güzeldir. Evde yapılan dekorasyonda da bazen spontane çözümler çok daha sıkı bir etki bırakır. Bir gün boya fırçası ile küçük bir deneme yapın mesela, ya da evinize bir mozaik ekleyin, elinizle yapabileceğiniz basit DIY aksesuarları deneyin.
Şimdi soruyorum size: Kadıköy sokaklarından hangi renk ya da deseni kendi evinizde cesurca görmek isterdiniz? Deneyimlerinizi, renk hikayelerinizi ve hayallerinizi duymak isterim.