Moda Sokağından İlham Alan Sıra Dışı Ev Dekorasyon Fikirleri
Neden her gün aynı tip koltuklara, beyaz duvarlara ve birbirine benzeyen sehpalara bakmak zorunda hissediyoruz? İstanbul gibi bir şehirde nefes alırken bile ilham alınacak o kadar renk, doku, ses ve tarz var ki insana şaşkınlık içinde bakakalmak düşüyor bazen. Moda Sokağı ise bence şehrin en yaratıcı ve özgür köşelerinden biri. Her yaştan, her kültürden insanın buluştuğu bu sokakta yürürken ister istemez içimdeki tasarımcı kıpırdanmaya başlıyor. Siz hiç Moda Sokağı’nın dar kaldırımlarında gezinirken gözünüze çarpan o kavuniçi boyalı kapıya veya eski ama karakter dolu bir sandalyeye takıldınız mı?
Tasarımla Gelen Hikayeler
Birkaç yıl önce Moda’da bir apartman dairesinin içini dönüştürürken sahibiyle sohbetimizde şöyle bir cümle geçmişti: “Evin bir hikâyesi olsun istiyorum, düzeneğin dayattığı değil, benim ruhumdan akan bir hikâye.” O an anladım ki Moda’nın kendine has dokusunu ve enerjisini eve taşımak için cesur olmak gerekiyormuş. Bana sorarsanız hikaye anlatan bir tasarımda en önemli şey detaylar. Örneğin Moda’daki han eski bir sandalyeyi gün ışığı sarısına boyayıp evin girişine yerleştirdik. Dokunduğunuzda üstündeki pürüzlü yüzeyi hissettiren, bakınca yüzünüzde bir gülümseme oluşturan o sandalye, tüm eve canlılık kattı.
Hiç düşündünüz mü, bir halının altından çıkan parke sesi niye insanın ruhuna dokunur? Camdan gelen tatlı vapur düdüğü ile uyandığınız bir sabahı hatırlayın. Bazen yalnızca ortamda yankılanan sesler bile atmosferi değiştirebilir. Moda Sokağı’ndan ilham alarak yaptığım projelerden birinde mesela, ahşap döşemeler eski moda bir tadilatla elden geçirildi. Ustaların gürültülü ama ritmik çekici darbeleri betonun içinden bir hikaye çıkardı. Evin içine adım attığınızda burnunuza hafif bir cila kokusu gelir, dokunduğunuzda parmak uçlarınızda kadim bir sıcaklık dolaşır.
Renkler ve Dokuların Dansı
Hiç merak ettiniz mi neden insanlar Moda’daki kafelerde saatlerce oturmak için can atar? Bence orayı özel kılan yalnızca lezzetli kahveler değil, mekanların samimi, sıcak ve biraz da sıra dışı dekorasyonu. Farklı doku ve renklere sahip eşyaların bir araya geldiği, içinde kendinizi bir anda başka bir dünyada bulduğunuz mekanlar var orada. İşte bu atmosferi eve taşımak da mümkün.
Bazı projelerimde koyu mavi bir berjer ile ekru perdeleri bir arada kullandım. Üstelik yanına tezat şekilde bir tuğla duvar dokusu ekleyince ortaya Vintage ve bohem bir ortam çıktı. Renk dengesi çok önemli, ancak biraz risk alıp sokağın enerjisini hissettiren tonları birleştirmek bambaşka hisler uyandırabiliyor. Siz de fon perdeyi klasik almak yerine desenli veya doğal keten seçseniz, merdiven altında bir paletten yapılan sehpa kullansanız, ne kaybedersiniz?
İstanbul’un Moda’sında bahar geldi mi havada mis gibi ıhlamur kokusu yayılarak çocukluğa götürür insanı. Bu doğal kokuyu ve huzuru eve taşımak için mekan köşelerine canlı sarmaşık veya lavanta yerleştiriyorum. Kimi zaman da eski bir plak kutusunu, köşe lambası olarak dönüştürüyorum. İnşaat sahasında yankılanan matkap sesleri bitip ortam sakinleştiğinde ellerimle dokunduğum o net ve pürüzsüz yüzey, bazen sade bir masa bazen bir çerçeve oluyor. Kulağınıza çalan eski bir müzik, pencereden gelen martı sesi ve gözünüze çarpan mor bir saksı – hepsi aslında dekorasyonun ta kendisi.
Geçen yıl Moda’daki bir çatı katı dairesinde çalışırken ev sahibinin gençlik yıllarından kalma eski bir bisiklet vardı. Tozlu kömürlüğünde bekliyordu yıllardır. Bisikleti yağlayıp temizleyince hol duvarında askı olarak değerlendirdik. Şimdi eve gelen herkes ilk olarak bu bisiklete bakıyor ve eski moda nostaljik bir enerji ile karşılanıyor.
Bence ev dediğimiz yer, içinde yaşayanın kişiliğini, hayallerini ve yaşanmışlıklarını yansıtmalı. Moda Sokağı’ndan ilham alarak dekorasyon yapmak demek, biraz da konfor alanından çıkmak demek. Renkleri, objeleri ve dokuları harmanlarken basmakalıp kuralları unutup ruhunuzdan gelen seslere kulak verin derim.
Hiç düşündünüz mü; acaba sizin evinizde, Moda sokaklarından esinlenmiş ne gibi bir detay olsaydı, atmosferiniz nasıl değişirdi? Belki eski bir sandalyeye hayat vermek, belki duvarınızda minik bir graffiti ya da dantelli bir masa örtüsüne modern bir sandalye eşlik etmiş olurdu. Rengarenk bir halı, bir duvarda asılı kalabalık bir tablo ya da cam kenarında gür saçlı bir bitki… Seçenekler sonsuz ve özgür!
Yanıt yok