Boğaziçi Yalılarından İlham Alan Modern Oturma Odası Tasarımları

Kategoriler:

Boğaziçi Yalılarının Büyüsünden Modern Yaşamlara Uzanan İlham

Hiç düşündünüz mü İstanbul’un o görkemli Boğaz yalılarına şöyle bir bakarken bile insan kendisini neden huzurlu ve büyülenmiş hisseder? İşte benim mesleğe ilk başladığım yıllarda en büyük motivasyonlarımdan biri, bu mistik ve zarif atmosferi modern dairelerin kalbine taşıma hayaliydi. Emin olun, Boğaz kıyısında ahşabın tuzlu deniz havasıyla karışan kokusunu bir kere bile içinize çektiyseniz, o hissi evinizde yeniden yaşatmak istersiniz. Yılların verdiği deneyimle anladım ki bu etki yalnızca ihtişamdan, gösterişten veya büyüklükten gelmiyor. Asıl mesele detaylarda, dokularda ve duygularda saklı.

Bence yalıların asıl büyüsü, içeri girer girmez sizi sarıp sarmalayan rahatlık duygusu. Mesela Anadolu Hisarı’ndaki bir projede, duvara uyguladığım açık renk ceviz kaplamalar ve yere uzanan keten perdeler sayesinde o zarif yalının huzurunu yeni bir apartman dairesine taşımayı başarmıştık. İnşaat sahasında taze kesilmiş ahşabın kokusu o kadar baskındı ki, arkadaşlarım hep “Burası yalılardan daha çok yalı gibi kokuyor” derdi. Bu ayrıntılara kulak vermek bence işin en keyifli kısmı.

Modern Oturma Odasında Boğaziçi Esintisini Hangi Detaylarla Yansıtabilirsiniz

Neden? Çünkü modern yaşamların telaşında, zamansızlık ve huzur veren atmosferler herkesin ihtiyacına cevap veriyor. Yalılardan ilhamla tasarlayacağımız bir oturma odasında ilk yapılacak şey, geniş ve aydınlık bir mekân yaratmak olmalı. Camdan taşan gün ışığı, açık renkte duvarlar ve doğal tonlarda döşemelerle karşılandığında, insanın içinde ferah bir yolculuk başlıyor. Geçen sene Bebek’te bir rezidans dairesinde tamamen bunu hedefledik. Sehpa üzerindeki deniz kabukları, yün halının sıcaklığı ve organik pamuk koltuklar, misafirlerimin hemen hemen hepsinin ilgisini çekti. Cidden sizce de dokunduğunuzda yüzünüzü gülümseten o doğal dokular olmadan oturma odası tamam olur mu?

Ayrıntılara inmek gerekirse, Boğaziçi yalılarının en belirgin özelliği tabii ki ahşap işçiliğinin zarafeti ve ince cam işçiliğidir. Ben genellikle modern mobilyalarda bile el oyması, eskitme veya doğal yaşlandırılmış yüzeyler kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü bu tür detaylar mekâna yaşanmışlık katıyor. Ayrıca, minimalist bir yaklaşım izleyerek fazla eşyadan kaçmak, mekânda adeta daha fazla Boğaz havası esmesini sağlıyor. Bir de unutmadan, duvarlarda yer verdiğimiz sade ama anlamlı bir sanat eseri, İstanbul’un sisli sabahlarını anımsatan mavi ve gri tonlarla boyanmış bir tablo, odaya bambaşka bir sihir katıyor.

Hiç düşündünüz mü küçük bir mekânda bile o yalı havasını yakalamak mümkün mü gerçekten? Bu soruyla çok karşılaşıyorum. Özellikle yüksek tavanı ve büyük pencereleri olmayan dairelerde dahi, doğru ayna yerleşimi ve doğal ışığı yansıtan yüzeyler bunun için birebir. Mesela Galata’da eski bir apartman dairesinde yaptığım bir projede, karşılıklı yerleştirdiğimiz aynalar sayesinde salon o kadar geniş ve aydınlık görünüyordu ki, kimse metrekareyi tahmin edememişti. Doğru ışığı yakaladığınızda, eski püskü bir koltuk bile gözünüze Boğaz’ın şık yalı koltuğu gibi görünüyor inanın.

Renklerin, Seslerin ve Küçük Detayların Gücü

Neden? Çünkü işin sırrı sadece mobilyadan ibaret değil. Kimi zaman renklerin doğru seçilmesi, kimi zamansa ortamda yankılanan seslerin mekânı nasıl dönüştürdüğüdür. Malzeme seçerken soğuk griyi veya keskin beyazı, sıcak tonlarda fildişi, açık ceviz ya da yumuşak bir bejle dengeleyebilirsiniz. Bence duvarlarda sadece boya kullanmak yerine, sıcak bir doku eklemek, yani küçük bir alanı çıtalı kaplamayla veya hafif bir tül perdeyle renklendirmek bile atmosferi değiştiriyor.

Proje yönetirken oldukça zamanım inşaat sahasında geçiyor ve orada denk geldiğim detaylar bana her zaman ilham verir. Mesela eski bir yalıda, hafif esen rüzgârda camların birbirine vurduğu ince sesi hiç unutamıyorum. O ses bana oturma odasında, kullanılan aksesuarları seçerken metal yerine cam veya kristal kullanmanın huzurlu bir tını sağladığını düşündürttü. Oturma odasında siz daha çok cam objeler mi seviyorsunuz, yoksa sıcak ahşap aksesuarlarla mı daha iyi hissedersiniz?

Bir diğer önemli detay da kesinlikle desenlerde gizli. Art-deco motifleriyle Karaköy’deki bir otel lobisinde yalı ruhunu çağrıştıran küçük desen oyunları ile klasik-modern bir denge yakalamıştık. Dokusu belirgin halılar, keten yastıklar ve el dokuması küçük kilimler… Emin olun bu minik detaylar, oda atmosferini bir anda değiştiriyor. Elbette fazla abartmadan, yalılardaki o huzurlu sadeliği koruyacak şekilde dokunmak gerekiyor.

Hiç düşündünüz mü modern bir oturma odasında yalı atmosferini yakalamak için hangi eski alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekebilir? Bence bazen çok fazla parlak yüzey, fazla kalabalık aksesuar ya da lüksü göstermek için kullanılan gereksiz detaylar arka planda bırakılmalı. Asıl olan, evinize girerken içinizi ferahlatan, huzur ve zamansız bir zarafet hissi veren bir ortam yaratmak. İster bir fincan çayın buharıyla ister Boğaz’ın yakınından geçen sandalların hafif motor sesiyle, oturma odanızda bu büyüyü yakalamak mümkün.

Şimdi siz de bir an durup düşünün. Kendi yaşam alanınızda Boğaziçi yalılarından ilham alan minik ama etkili hangi detaylara yer vermek istersiniz? Hangi duyguyu ön plana çıkarmak sizin için daha özel olurdu? Yorumlarda kendi tecrübelerinizi duymayı çok isterim.

Yorumlar kapalı